18 Ağustos Cuma Hutbesi yayınlandı! 18 Ağustos Cuma Hutbesi tam metni! Diyanet 18 Ağustos Cuma Hutbesi!
Müminleri bir araya getiren ve birlik beraberliğin feyzini almayı elde eden Cuma Namazı, Cuma Hutbesi ile anlamlı hale geliyor. Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı 18 Ağustos Cuma Hutbesi ile mühim mevzularda bilgilendirmeler yapılırken inanlar bu hususları öğreniyor; unutulanlar hatırlanıyor. 18 Ağustos Cuma Hutbesi yayınlandı! 18 Ağustos Cuma Hutbesi tam metni!
18 Ağustos CUMA HUTBESİ YAYINLANDI MI?
Ahiret: Ebedi Yurdumuz
Muhterem Müslümanlar!
Geçici olan şu dünyada herkes birer yolcuyuz. Rabbimizin takdir etmiş olduğu kadar bir yaşam sürüp, sonrasında da sonsuz olan ahirete göç edeceğiz. Ahiret, dünyada yapmış olup ettiklerimizin karşılığını bulacağımız sonsuz yurdumuzun adıdır. Ahirete inanç ise altı inanç esasından biridir.
Aziz Müminle r!
Kıyamet kesinlikle vuku bulacak, dünya yaşamı tüm çekiciliği ve albenisine karşın bigün sona erecektir. Bütün insanoğlu mahşerde Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda toplanacak, günahlarımız ve sevaplarımız Mîzan ismi verilen şaşmaz terazide tartılacaktır. Amel defterimiz önümüze açılacak,

“Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.” denilecektir. Dünyada inanç edip salih amel işleyenler ve hoş ahlakı düstur edinenler, Allah’ın rahmetine nail olacak ve cennete gireceklerdir. Bu hayatta sorumluluklarını dikkatsizlik edenler ise karşılığında cehennemde cezalarını çekeceklerdir.
Kıymetli Müslümanlar!
Ahirete iman, dünya yaşamımıza yön vermelidir. Hesap bilinci, bizi kötülüklerden alıkoymalı, iyiliklere yönlendirmelidir. Ebedi bir yaşam düşüncesi, özümüzle, sözümüzle ve yaşantımızla bizi iyi bir insan, en uygun bir mümin kılmalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde şu şekilde buyurmaktadır: “Allah’a ve ahiret gününe inanç eden, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe inanç eden, misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe inanç eden, ya hayır söylesin ya da sussun!”
Değerli Müminler!
Ahirete inanç eden mümin, kendisiyle, ailesiyle, çevresiyle, canlı cansız tüm yaratılmışlarla barışık yaşar. Onun elinden ve dilinden asla kimseye zarar gelmez. O, bir başkasının malına, canına, iffet ve onuruna kastedemez.
Hesap gününe inanan mümin, eşine iyi davranır. Evlatlarından şefkat ve merhameti esirgemez. Anne-babasının duasını almanın ve rızalarını kazanmanın gayretinde olur. Akraba ve komşularının hakkını gözetir. Yetime, yoksula, dara düşene el uzatır.
Ebedi hayata inanç eden mümin, kötülüklerden uzak durur. Kin, ihtiras, haset ve düşmanlık gibi negatif duygularla hareket etmez. Kul ve amme hakkı yemez. Kazancına haram bulaştırmaz. Huzuru ve mutluluğu, mal ve mülkte, makam ve mevkide, şan ve şöhrette değil, Allah’a imanda, ibadetlerin hazzında ve ahlakın güzelliğinde arar.
Aziz Müslümanlar!
Bu dünyada ne ekersek ahirette onu biçeceğiz. Dünyada iyilik adına ne yaparsak ahirette onu göreceğiz. Dünyada hayır ve sadaka adına ne verirsek ahirette onu bulacağız. Öyleyse dünya yaşamının geçici hevesleri bizlere ahireti unutturmasın. Rabbimizin, “Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya yaşamı sizi aldatmasın…” [3] uyarısı aklımızdan çıkmasın. Ahirette bizi utangaç edecek birçok laf ve davranıştan sakınalım. Unutmayalım ki, Rabbimiz, bizleri yaptıklarımızdan ve yapma olanağına haiz olduğumuz halde yapmadıklarımızdan da hesaba çekecektir.
Hutbemi bir ayet mealiyle bitiriyorum: “Ey inanç edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, ahirete daha önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” [4]

Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.