Merkez Bankası neden faiz arttırıyor? Merkez Bankası’nın faiz arttırma sebebi ne?
Merkez Bankası, perşembe günü açıklamış olduğu ürem kararıyla piyasaları ters köşe yaptı. Böylece Merkez Bankası niçin ürem arttırıyor? Sorusu merak edildi. Beklentinin oldukça üstünde bir artış yapan Merkez, faizi yüzde 17,5’ten yüzde 25’e yükselterek son 4 senenin zirvesine çıkardı. Merkez Bankası’nın sert ürem artışının arkasında ihtimaller içerisinde 5 niçin bulunuyor. Peki, Merkez Bankası niçin ürem arttırıyor? Merkez Bankası’nın ürem arttırma nedeni ne?
MERKEZ BANKASI NEDEN FAİZ ARTTIRIYOR?
Hafize Gaye Erkan‘ın Merkez Bankası Başkanı olarak görevlendirilmesinin sonra son üç görüşmede üst üste ürem artışına gidildi. Haziran ayında 650 baz puanlık artışla faizi yüzde 8,5’ten yüzde 15’e çıkaran Merkez, temmuzda 250 baz puanlık artışla faizi yüzde 17,5’e çıkardı. Bu ayki 750 baz puanlık artışla son üç ayda toplamda 1.650 baz puan artış yapılarak ürem yüzde 25’e çıkarıldı.
YÜKSEK CARİ AÇIK VE DIŞ KAYNAK İHTİYACI
Seçim öncesinde uygulanan ürem ve kur politikası kararında cari aleni patlamış ve Türkiye bir ödemeler dengesi krizinin eşiğine gelmişti. Mayısta son 12 aylık cari aleni 60 milyar dolardı ve bir sene içerisinde çevrilmesi ihtiyaç duyulan dış borç rakamı da 207,3 milyar dolarla zamanı zirvedeydi. Seçim sonra iş başına getirilen yeni ekonomi yönetiminin öncelikli rolü de bir ödemeler dengesi krizi riskini bertaraf etmekti. Batı’dan ve Körfez’den dış kaynak bulunması öncelikli ihtiyaçtı ve bunun karşılığında da istek edilenlerden bir tanesi de “rasyonel” para politikası idi.
Haziran ve temmuz aylarındaki ürem artışları, kapısı çalınan muhataplar tarafınca Türkiye’ye kaynak kuvvetli kaynak girişi için mevcut şartlarda kafi görülmedi. Haziranda 5,2 milyar dolar olan dış tecim açığının temmuzda 12,5 milyar dolara yükselmesi alarm zillerinin çalınmasını de bununla beraber getirdi.
YÜKSEK ENFLASYON
Seçim sonra dolar kurunun 19’dan 27’ye yükselmesi ve başta akaryakıt olmak suretiyle çoğu kalemdeki vergi artışları kararında enflasyon yeniden yükselişe geçti. Haziranda yüzde 38,21 olan resmi enflasyon temmuzda yüzde 47,83’e yükselirken, TCMB de enflasyon tahminini 2023 sonu için yüzde 22,3’ten yüzde 58’e, 2024 sonu için yüzde 8,8’den yüzde 33’e yükseltti.
Dış tecim açığında olduğu gibi enflasyonda da işler, yeni TCMB yönetiminin ummuş olduğu şekilde gitmedi. Kur ve enflasyon artışının sürmesinin beklendiği ve faizin de görece düşük kalmış olduğu ortamda dış tecim açığı büyümeye devam ediyordu.
DÜŞÜK REZERV
Seçim öncesi politikaların etkisiyle TCMB’nin net rezervi 2 Haziran itibarıyla -5.7 milyar dolarlık zamanı dip seviyeye gerilemişti. Swap hariç net biriki -61,2 milyar dolardı. Net döviz pozisyonu -78 milyar dolara kadar gerilemişti.
Seçim sonra kur ve ürem artışlarının yanı sıra TCMB’nin net döviz alımları, yüksek gezim gelirleri ve sınırı olan da olsa yabancı sıcak para girişlerinin etkisiyle rezervlerde toparlanma oldu fakat istenen düzeyin gerisinde kalındı.
Dahası döviz kurlarını 27 sınırında tutabilmek için rezervden satışlar yeniden başladı ve net biriki pozisyonu -64,6 milyar dolara geriledi.

KUR KORUMALI MEVDUAT RİSKİ
Seçim öncesinde kurları frenlemek için devreye alınan kur korumalı mevduatın (KKM) kamuya maliyeti, seçim sonrasındaki kur artışıyla beraber astronomik seviyelere yükseldi. Bu rakamın temmuzda 200 milyar TL’yi, ağustosta 300 milyar TL’yi, Mart 2022-Ağustos 2023 döneminde de toplamda 800 milyar TL’yi aştığı tahmin ediliyor.
Bunun üzerine, TCMB’den bankaları KKM payını azaltıp standart vadeli TL mevduat payını artırmaya zorlayan bir düzenleme geldi. Bunun için bankaların TL mevduat faizlerini bariz şekilde yükseltmesi gerekiyordu fakat bu durumda, esasen kısılmış durumda olan kredi musluklarının iyice kapanması riski vardı.

KREDİ KRİZİ
Özel bankalar, faizlerin düzenlemelerle sınırlandığı ve mevduat faizlerinin arttığı bir dönemde ticari kredi musluklarını kısmıştı. Dövizden TL’ye dönüşüm hedeflerinin gevşetilmesiyle düşen mevduat faizlerinin, KKM kararıyla beraber yeniden yükselişe geçmesi bekleniyordu. Ancak bu durumda ticari kredi vermek, ürem tavanı sebebiyle daha da zorlaşacaktı.
TCMB’nin ürem kararıyla beraber yüksek faizle de olsa bankaların ticari kredi vermesinin önü açıldı.
Özetle; dış kaynak çekme, ekonomiyi soğutarak cari açığı ve enflasyonu frenleme, KKM payını azaltabilme ve mahalli seçim öncesinde kredi musluklarını yeniden açabilecek koşulları sağlama planı TCMB’yi yüksek ürem artışına götürmüş olabilir.

Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.