Zaferlerle dolu muhteşem ay: Ağustos

DEĞERLENDİRME: Dursun ERKILIÇ

Türk Milletinin zaferlerle dolu şanlı tarihinde ağustos ayının hususi ve ‘ayrıcalıklı’ bir yeri vardır.

Ağustosun bu özelliği, kimi yönleri ile tarih sayfalarında kalırken kimi yanları ile de muhtelif etkinliklerle anılmakta, kutlanmaktadır.

Yazar Oğuz Çetinoğlu, ağustosun ‘muhteşem’liğini ve Türk zamanı içerisindeki yerini belirtmek için kaleme almış olduğu bir yazıda; “Ağustos, batı kökenli bir kelime. Roma İmparatoru Avgust’tan, senenin sekizinci ayına isim olarak konulmuş. Biz onu, ‘Ağustos’ olarak benimsemişiz. Kelime olarak mânâsı: Muhteşem” diyen Oğuz Çetinoğlu, sonrasında da şu değerlendirmeyi yapar:
“Köken itibariyle yabancı. Fakat biz onu Türkçeleştirmişiz. Kelimenin ‘muhteşem’ mânâsına köklü ilâveler yapmışız. Dünya üstünde hiç bir millet, ağustos ayına, bizim kadar iyelik mührü vuramamıştır. Takvimlerin, ağustos ayına ait her yaprağında, görkemli bir zaferimizin ismi vardır.”

NELER YOK Kİ…

26 Ağustos 1071’de Anadolu’nun kapılarını Türklere açan Malazgirt zaferiyle adım atar bu aydaki zafer serimiz.

Aslında, 1071’den ilkin de Anadolu’da Müslüman Türkler yaşıyordu. Ancak, Malazgirt Zaferi ile yönetimde de laf sahibi oldu Türkler.

26 Ağustos 1071’i yalnızca bir zafer olarak görmek ‘basitliğe’ düşmek olur; zira bu tarih aynı zamanda, bugün üstünde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne kadar uzanan ve 900 yılı aşan bir sürecin başlangıcıdır.

Bu süreç birçok Türk devletinin kurulduğu-yıkıldığı, birçok zaferlerin kazanmış olduğu bir dönemdir.

Malazgirt’in ardından, Otlukbeli, Çaldıran; Mercidabık, Mohaç, Sakarya ve nihayet 30 Ağustos 1922’de gerçekleşen Dumlupınar Başkomutanlık Meydan Muharebesi; Türk Milletinin ağustos ayına sığdırdığı nice büyük zaferlerin ismi ve adresidir…

Bu milleti tarih sahnesinden silmek isteyenler en büyük tokadı ağustos ayı içerisinde yemiştir…

ŞUNU HERKES BİLMELİ Kİ…

Bugün ele alacağımız 30 Ağustos Zaferi, Türk Milletinin verdiği Kurtuluş Savaşı’yla özgürlüğünü kazanılmış olduğu ve varlığını bütün dünyaya kabul ettirdiği, Dumlupınar Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin kazanmış olduğu gündür…

Türk Ulusu’nun özgürlüğüne olan düşkünlüğünü bütün dünyaya kanıtladığı tarih olan bu büyük günde; Mehmetçiğin kahramanlık destanı yazışını yüreklerimizde yaşatıyor, şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz…

Tüm dünyanın bilmesi ihtiyaç duyulan bir gerçeği bu vesile ile hatırlatmakta yarar var: Şu iyi bilinmelidir ki; şartlar ne olursa olsun, bağımsızlığı, özgürlüğü ve vatanı mevzubahis olduğunda, 30 Ağustos gibi nice mucizeler yaratır, destanlar yazar Türk Milleti… Büyük fedakarlıkların ve bedellerin ürünü olan Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve toplumsal bir hukuk devleti olarak, muasır medeniyet yarışına, gene bu itikat ve azimle devam edecektir…

HAZIRLIKLAR VE BÜYÜK TAARRUZ

Sakarya Savaşı’ndan sonra, Yunan Ordusu’nun hazırlık yapmasına fırsat bırakmadan saldırı yapılması istenmiş, ama ordunun buna hazır olmaması yüzünden vazgeçilmişti.

Daha sonrasında yağışların başlaması bundan dolayı saldırı ertelendi ve her an saldırı yapılacakmış gibi hazırlık yapıldı.

1921 Eylül ayında seferberlik duyuru edilmiş olmasından ordunun er ihtiyacı büyük oranda giderildi.

Sakarya Savaşı’nda, yiyecek, giyecek, mühimmat yokluğu yüzünden artan firar vakaları kalmadı. Ordunun gereksinim duyan malzeme, silah, mühimmat muhtelif yollardan sağlanırken eğitim ve disiplin kusursuz düzeye getirildi. Ordu içerisinde emir-komuta zinciri sağlandı.

Cephe gerisinde de emniyet önlemleri alındı. Ordunun komuta heyeti, uzun savaş yıllarında yetişmiş, deneyimli komutanlardan oluşuyordu. Yeni getirilen erlerle ordunun sayısı 200 bine ulaştı. Yiyecek, giyecek, mühimmat kafi düzeye getirildi. Bir değil birkaç meydan savaşı yapılması ihtimali ile hazırlık yapıldı.

Artık, Türk Ordusu vatan topraklarını kurtarmak için Başkomutan’ın saldırı emrini bekliyordu…

Geceli-gündüzlü, göğüs göğüse geçen çarpışmaların sonrasında iş son darbeye gelmişti.

Bunun için Mustafa Kemal’in “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri” emri bekleniyordu. O buyruk de gecikmedi ve Türk Ordusu 30 Ağustos Zaferinin coşkusu ile 9 günde İzmir’e girdi…

Bu büyük zaferin her günü Türk halkı için neşe ve gururu deposu oluyordu…

Afyon’dan İzmir’e kadar vatan topraklarının düşmandan temizlenmesinin gururunu yaşayan Türkler, aynı zamanda, 4 Eylül’de Uşak civarında tutsak alınan Yunan Başkomutan Vekili Trikopis’e bir konuk gibi davranan Atatürk’ün, verdiği insanlık dersinin onurunu duyuyordu.

Komutanlıktaki büyüklüğünü bir kez daha kanıtlama eden Mustafa Kemal, 30 Ağustos zaferinin uzantısı olarak İzmir’in alınmasından sonrasında halka “Asil Türk Milleti! Büyük zafer münhasıran senin eserindir. Büyük ve necip Türk milleti, Anadolu’nun kurtuluşu zaferini kutlama ederken sana İzmir’den Bursa’dan Akdeniz ufuklarından ordularının selamını takdim ederim” diye sesleniyordu.

Ağustos luğu yüreğinizden noksan olmasın…

Bir yanıt yazın

haber istanbul güncel haber istanbul güncel haber haber haber haber seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye antalya masaj salonu antalya masaj salonu antalya masaj salonu sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye seks hikaye seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikaye seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri